Türk Enerji-Sen, Enerji, Türkiye Kamu-Sen,Sendika,Türk Enerji sendikası

KORONAVİRÜS SALGINININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Çıplak gözle göremediğimiz küçücük bir virüsün dünyayı bu hale getireceğini beş altı ay önce söyleseler çoğumuz inanmazdık.

Herkesin evlere kapanacağı, hayatların değişeceği, ülkeler arası seyahatlerin duracağı, ekonominin çökeceği ve bu kadar insanın hayatını kaybedeceği kimsenin (en azından benim) aklına gelmezdi,

Ama hep beraber yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz.

 

Bu dönemde anlı şanlı bildiğimiz ülkelerin salgın karşısında nasıl aciz kaldığını gözlemledik.

Kamuoyunda genel olarak devletimizin bu süreci başarıyla yürüttüğü görüşü hakim.

Salgınla mücadele de emeği geçenlere teşekkür ediyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, tedavisi devam eden vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

Küresel salgında; Sağlık Bakanlığının ve uzmanların açıklamalarından yola çıkarak, özellikle ülkemizde kontrol altına alınmaya başlandığını ve bundan sonra hasta sayısının azalacağını bekliyoruz.

Tabii ikinci dalgaya yakalanmamak için gerekli tedbirleri almak şartıyla…

 

Belli ki daha uzun süre virüsü konuşmaya ve etkilerini hissetmeye devam edeceğiz.

Bundan böyle hayatımızda, alışkanlıklarımızda ve dünyada bazı değişiklikler yaşanacağı artık kaçınılmaz bir gerçek.

Her şeyden önce görüldü ki küreselleşen, mal ve sermayenin serbestçe dolaştığı, “paran varsa her şeyi alırsın” şeklinde özetlenebilecek ekonomik ve mali dünya sistemi, aynı şekilde devam etmeyecek.

Demek ki paran olsa bile bazen her şeyi alamıyorsun. Salgın öncesi 15-20 kuruşa satılan maskelerin bile nasıl karaborsaya düştüğünü, devletler tarafından temin edilemediği gördük.

Kendi kendine yeten ülke olmanın, gıda güvenliğinin, tarım ve sanayi politikalarının milli olmasının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı.

 

Özellikle Avrupa birliği ülkelerinin salgın sürecinde yaşadıkları, her ülkenin problemleriyle baş başa kalması, herkesin kendi yağıyla kavrulmaya çalışması, birlik üyesi ülkelerin komşularına bile yardım etmemesi veya edememesi, ülkelerin başka ülkelere giden maskelere, solunum cihazlarına el koyması, dezenfektan üretiminde kullanılan alkol satışının yasaklanması, stratejik konularda milli politikaların önemini ortaya çıkardı.

 

Bütün bu yaşananlardan sonra “İnsan hayatının önceliği düşüncesi” devletleri tedbir almaya ve yeni yapılanmalara zorlayacaktır.

Artık devletlerin kuracağı ortak pazarlardan, birliklerden ziyade milli devlet ve milliyetçilik fikri önem kazanacaktır. Bu süreçte bizimde milli politikalar üretmemiz tarım, sanayi ve üretim politikalarını gözden geçirerek değişen dünya şartlarına göre revize etmemiz gerekecektir. Özellikle stratejik sektörlerde yapılan özelleştirmelerin ve maliyeti daha düşük diye tarım ürünleri ithalatından vazgeçilmesi zaruridir.

 

Bu süreçten kamu kurumları ve kamu çalışanları da etkilenecektir. Uygulanan dönüşümlü çalışma, esnek çalışma evden uzaktan çalışma yöntemleri, bir nevi pilot çalışma yapılmış sonucunu doğurdu. Bunun kamu kurumları tarafından değerlendirmeleri yapılacak ve neticeleri tartışılacaktır.

Değişen dünya şartlarıyla birlikte çalışma biçimlerinde de bazı değişikliklerin olması kaçınılmazdır.

657 sayılı DMK da belirtilen “Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa görevinin memurlar tarafından yürütülmesi ve Kamu çalışanlarının iş güvencesi sendikamızın önceliğidir. Bu ilkelere bağlı kalmak kaydıyla, kamu çalışanlarının lehine yapılacak her türlü düzenlemeyi destekleriz.

 

Sendika olarak çalışma hayatında olabilecek değişikliklere hazırlıksız yakalanmamak için çalışmaya başladık bile. Gayret bizden takdir Allah’tan.

 

“Mevla’m görelim neyler, neylerse güzel eyler.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.